Çocuk, Yemek ve Edebiyat

(Yazının aslı burada)

Yemek, sadece bedenin değil hayal gücümüzün de yakıtıdır ve edebiyatı bu yüzden kuvvetle besler. Ama çocuk edebiyatı söz konusu olduğunda yemek ve edebiyat arasındaki bağ katlanarak artar. Birbirinden neredeyse ayrılamaz hale gelir.

Yemek sadece içinde geçtiği kitabı okuyan çocukları (ve yetişkinleri) büyülemekle kalmaz; kitabın kahramanlarını da kelimenin tam anlamıyla büyüler. Kahramanlara sihirli güçler verir, şekil değiştirmelerine, sihirli bir dünyaya gitmelerine, anne babalarını unutup şeytana uymalarına ve türlü muzipliğe kalkışmalarına neden olur. Cadılar çocukları büyülemek için neredeyse her zaman bir yiyecek kullanırlar. Ve yiyecekler bazen de bir özlemin sembolü olur: kahramanın aradığı sıcaklığın, ailenin, güvenlik duygusunun.

Klasik dünya çocuk edebiyatının en önemli eserlerinde de yemek ve çocuk arasındaki ilişki mühim bir sembol olarak hikâyenin kalbinde yer alır:

Alice Harikalar Diyarında (Lewis Carroll): Tavşan deliğinden düşen Alice kendini sihirli bir dünyada bulur. Yetişkin dünyasının sembolik bir tasviridir bu dünya. Alice yiyecek ve içecekler aracılığı ile şekilden şekle girer. Tuhaf bir karışımı içerek küçülür, kek yiyerek uzamaya başlar. Tüm bu sihirli yiyecekler aslında hikâyeyi ilerletmeye yarar ve Alice’in yetişkin dünyasında hissettiği kafa karışıklığını sembolize eder.  

Hansel ve Gretel : Ortaçağ’da açlık ve salgın dönemlerinde çocukları ormana terk etmek rastlanılan bir durumdu ve masalın bu olaylardan esinlenerek ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Kaynağı ne olursa olsun, bence aileleri tarafından ormana terk edilen iki çocuğun karşılaştığı pasta ve şekerlemeden yapılmış sihirli ev olmasa masal bu kadar unutulmaz olmazdı. Orman dünyayı temsil eder, çocuklar bu dünyada savunmasızdır ve bir sığınak ararken pastadan ev ile karşılaşırlar. Pastadan ev, evet,  çok çekici görünür  ama içinde büyük bir kötülüğü saklar: tıpkı size gülümseyen ama kötü niyetli olan bir yabancı gibi.

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler : Olay örgüsünün en doruk noktasında o ünlü kırmızı elma yer alıyor. Kötü Kraliçe’nin sunduğu zehirli elma belki de klasik çocuk edebiyatındaki en dini sembol. Havva’nın yasak meyve tarafından baştan çıkarılmasını temsil ediyor.

Aslan, Cadı ve Dolap (C.S.Lewis) : Edmund ona sunulan Türk lokumlarını birer ikişer mideye indirdikçe cadının tuzağına düşer ve ailesine ihanet eder. İngilizlerin o dönemde Türk lokumu yapmayı bir türlü başaramadıkları için tek seçeneklerinin ithal etmek olduğunu belirtmeden de geçmeyeyim. Hep kış mevsiminin hüküm sürdüğü ama Noel’in hiç gelmediği bu sihirli dünyada Lewis’ın İngilizler arasında bir statü ve lüks sembolü olan Türk lokumunu seçmesi oldukça ilgi çekici.

Heidi (Johanna Spyri): Ateşte eriyen Raclette peyniri, sağılan taze, ılık keçi sütü, fırından yeni çıkmış mis gibi ekmekçikler… Heidi’nin büyükbabasının yanındaki hayatını sembolize eden bu küçük ama dev detaylar olmasa Heidi aklımızda bu kadar yer edinir miydi dersiniz?

Charlie ve Çikolata Fabrikası (Roald Dahl) : Yazar Roald Dahl kitaplarında yiyecekleri öyle sık kullanmıştır ki birini seçmek gerçekten zor. Ama kitaba adını veren çikolata fabrikası edebiyat tarihinin en ünlü fabrikası ve bu kitabı okuyan her çocuğu büyülediği de bir gerçek.  Bu enfes mekânın çocukların hayal gücünü beslemek haricinde bir görevi de Charlie’nin fakirliği karşısında zenginliği temsil etmektir. Bir rüyadır Çikolata Fabrikası, ödüldür. Ama aynı zamanda bir karakter testidir de.

Coraline (Neil Gaiman): Coraline diğerlerine göre çok daha modern bir kitap ama şimdiden çocuk klasikleri arasında yerini aldı bile. Sürekli meşgul olan ailesinin ihmal ettiği Coraline yeni  evinde bir kapı keşfeder ve kapının arkasında Diğer Anne ve Diğer Baba’sı ile karşılaşır. Bu dünyadaki annesinin aksine bu anne onunla ilgilenmekte, ona güzel yemekler pişirmektedir.  Elbette Diğer Anne’nin kötü niyetli olduğu ortaya çıkar ama tüm o güzel yiyecekler Coraline’in en büyük özlemini temsil ederler: sıcaklığı, düzeni ve ilgiyi.

Daha neler yok ki listede?  Jack ve Fasulye Sırığı, Prenses ve Bezelye Tanesi, Harry Potter serileri ve daha niceleri… Tüm bu kitaplar zengin detaylar veya hikâyenin kalbine yerleştirilmiş Yemek sembolleri ile zihnimizde ve kalbimizde ölünceye dek yer etmenin yolunu bulmuş gibi görünüyorlar. Karakterimizi, dünyaya bakışımızı şekillendirmeye devam ediyorlar. Yemek özellikle çocuk edebiyatını daha lezzetli kılıyor. Edebiyat ise yemeğe o çok özel bir tadı olan baharatı, Sihir baharatını serpiştiriyor.

Kaynakça

Nothing More Delicious: Food as Temptation in Children’s Literature Mary A. Stephens

Why Was Turkish Delight C.S. Lewis’s Guilty Pleasure? – Cara Strickland,  Jstor Daily

Yorum bırakın