Uyku ve Masal

Dünya üzerindeki tüm kültürlerin farklı ekmek pişirme yöntemleri vardır. Ben hikâyeleri ekmeğe benzetirim. Tıpkı dünyaya yayılan bir ekmek tarifinin şekil, lezzet ve isim değiştirmesi gibi hikâyeler de, adeta canlıymışçasına, değişim geçirirler. Aynı masalın farklı uyarlamalarına pek çok kültürde rastlarız. İlk ekmeği kimin pişirdiği önemli değildir – ekmek bütün insanlığa aittir. Masallar da öyle. Her kültür, ateş başında toplanıp uyku öncesi masal anlatma geleneğine sahiptir.

Uyku ve masallar arasında tuhaf, gizemli bir bağ vardır. Belki de uyku gündelik hayatın en büyük gizemlerinden biri olduğu için, kim bilir? Değişik bir rüya gördükten sonra rüya tabiri kitabı karıştırmamış olan var mı?

Mitolojide uyku bazen yarı ölümdür. Pamuk Prenses ve  Uyuyan Güzel’i ölümden koruyan sihirli uykularını düşünün. Uyku bazen gelecekten haberler getirir. Türk halklarının çoğunda uykuyu insanlara gönderen, ilahî güçler olduğu inanışı bulunur. Karaçay-Balkar Türklerinin inanışına göre insanlara uyku gönderen varlık “Düş Anası Çomparaş” adında bir ilahedir. Bebek Tanrıçası Dayıkın bebekleri uykularında ziyaret edip onları güldürür. Türk mitolojisinin ünlü kâbus cini Kapos/Kamos kötü rüyalara sebep olur. Karabasan insanlara uykudayken saldırır.

Tüm dünya mitolojisinde uykuyla ilgili masallara, uykuyla ilintili efsanevi yaratıklara ve düşlerin sebep olduğu mucizelere rastlanır. Örnekler o kadar çoktur ki bu başlı başına bir tez konusudur. Burada kısaca değinip İskandinav ve Avrupa mitolojisinin ünlü Kum Adam masalı örneğiyle bitireyim:

Kum Adam, geceleri uyuyan çocukların gözlerine sihirli kum/toz/süt serperek onlara güzel rüyalar getirir. Hans Christian Andersen “Ole Lukøje” isimli masalında Kum Adam’ı şöyle anlatır:

“Tüm dünyada Ole Lukøje (Ole Kapalı Göz olarak çevrilebilir) kadar çok hikaye bilen kimse yoktur!

Akşamları, çocuklar muhtemelen masada ya da taburelerinde oturduklarında, Ole Lukøje gelir; merdivenlerden çok sessizce çıkar (çorap giydiği için) kapıyı oldukça nazikçe açar ve kapatır! Sonra çocukların gözlerine tatlı süt serper, azıcık – gözlerini açık tutamayacakları ve dolayısıyla onu göremeyecekleri kadar; hemen arkasından çocukların boyunlarına hafifçe üfler – ta ki başları tutamayacakları kadar ağırlaşana dek, ama hiç acıtmaz! Çünkü Ole Lukøje gerçekten iyi niyetlidir, sadece onların sakin olmalarını ister, sakin ve sessiz olsunlar ki onlara hikâyelerini anlatabilsin.

Çocuklar uyurken, Ole Lukøje yatağın üzerine oturur; iyi giyimlidir, ceketi ipektendir ama hangi renk olduğunu söylemek imkânsızdır, çünkü hareket ettikçe kumaşı yeşil, kırmızı ve mavi renkte parlar. Her kolunun altında içinde resimler olan bir şemsiye taşır; içinde güzel resimler olanı uslu çocukların üzerinde açar ve bu çocuklar bütün gece en güzel rüyaları görürler. Diğer şemsiye ise boştur. Kum Adam bu şemsiyeyi yaramaz çocukların üzerinde tutar ki ağır bir uykuya dalsınlar ve sabahları hiç rüya görmeden uyansınlar.”

Yorum bırakın