Yazma Süreci Pedagojisi: Yazmak Bir Yolculuktur

Yazma öğretimi şu basit döngüye sıkışıp kalmış: Öğretmen konu veriyor, öğrenci yazıyor, öğretmen puanlıyor. Sonuç? Çocuklar yazmaktan korkmaya başlıyor. Sınıfta şu cümle duyuluyor: “Ne yazacağımı bilmiyorum.”

İşte tam bu noktada yazma süreci pedagojisi devreye girer.

“Bir dakika. Yanlış soruyu soruyoruz.

Doğru soru “ne yazdı?” değil, “nasıl yazdı?” sorusudur.

Yazma Süreci Psikolojisinin Temel İlkeleri

1. Yazma Doğrusal Bir Eylem Değildir

Profesyonel yazarlar önce plan yapar, sonra taslak çizer, sonra düzenler, sonra tekrar plana döner, ve hatta sonra her şeyi siler ve yeniden başlar. Yazma süreci pedagojisi bu kaotik gerçekliği kucaklar. Öğrencilere “düzgün bir şekilde başından sonuna yaz” demek yerine, onlara beyin fırtınası → taslak → geri bildirim → revizyon → yayımlama döngüsünü tanıtırız. Ve bu döngünün içinde ileri geri hareket etmek gayet normaldir.

2. Yazarın Kimliği

Peter Elbow’un 1970’lerde ortaya attığı bu yaklaşımın özünde şu fikir yatar: Her öğrenci bir yazardır, sadece ödev yapan biri değil. Bu küçük ama devrim niteliğinde bir farktır. Yazar kimliğini benimseyen çocuk, metni “öğretmen için” değil kendisi için yazar. Kendi sesi, kendi bakış açısı ve elbette, bir meselesi – bir kavgası olur.

Bu yüzden süreç pedagojisinde öğrencilere sorulan soru her zaman şudur: “Senin için ne önemli? Sen ne anlatmak istersin?”

3. Taslak Berbat Olabilir – Olmalıdır da!

“Kabataslak” kavramı bu pedagojinin hediyesidir. İlk taslak mükemmel olmak zorunda değildir; aksine olabildiğince ham, olabildiğince cesur olmalıdır. Öğrencilere “şimdi güzel yaz” demek yaratıcılığı daha ilk aşamada öldürür. Önce içindekini kağıda dökmek önemlidir. Düzenlemek sonraya kalmalıdır.

Bu ilkeyi sınıfta somut hale getirmenin en güzel yolu öğretmenin kendi -berbat- taslağını yüksek sesle paylaşmasıdır.

4. Geri Bildirim Bir Değerlendirme Değil, Bir Konuşmadır

Geleneksel yaklaşım belli: Öğretmen metni -kırmızı kalemle- düzeltir ve öğrenciye geri verir. Yazma süreci pedagojisinde ise geri bildirim diyalogdur. Etkili bir geri bildirim sorusu tam olarak şuna benzer: “Bu paragrafta ne söylemek istedin? Bunu okuduğumda … anladım – amacın bu muydu?

5. Revizyon, Düzeltme Değildir

Çocuklar “revizyon” kelitesini duyduğunda bunu genellikle yazım hatalarını düzeltmek zannediyorlar. Değildir. Revizyon aslında re-vision, yani yeniden görme demektir. Yapıyı değiştirmek, bir bölümü tamamen yeniden yazmak, gereksiz detayları atmak, odak noktasını kaydırmak –  gerçek revizyon böyle olur. Yazım ve noktalama işaretleri ise en sona bırakılır. Bu ayrımı öğrencilere öğretmek, onları yazma konusunda cesaretlendirecektir.

6. Yayımlamak Motivasyonu Tamamlar

Süreç pedagojisinin finalinde mutlaka bir yayımlama aşaması vardır. Yazıyı sınıf duvarına asmak, belki sesli okuma yapmak, bir “sınıf dergisi” çıkarmak ya da bir sergi düzenlemek vs. gibi. Yazının gerçek bir okuyucuya ulaşacağını bilen öğrenci, yazmaya daha ciddi yaklaşır. Çünkü artık yazdığı şey var olur ve defterinde kaybolup gitmez. Tabii öğrenci yayımlama konusunda istekliyse – bu aşama asla zorlanmamalıdır.

Öğretmenin Gerçek Rolü

Yazma süreci pedagojisi bize şunu hatırlatır: Yazma bir yetenek değil, bir pratiktir. Ve her pratik gibi, öğrenilir – ama ancak güvenli bir alanda, gerçek bir amaç için, gerçek bir okuyucuya ve elbette kendi sesiyle.

Çocuklara “düzgün yaz” değil, “cesur ol” dediğimizde ne kadar çok şeyin değiştiğini bir görseniz!

Kaynak: Peter Elbow, Donald Graves, Lucy Calkins ve Donald Murray’in yazma sürecine dair çalışmaları.

Bir Cevap Yazın

silabakialkan.com sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin