Şöyle bir cümle okuduğunuzu hayal edin:
“Çantasını omzuna astı. Kapıdan çıkıyor ve annesine seslendi.“
Cümlede bir şey sizi rahatsız ediyor. Zaman kipi. Okuyucu da bu cümlede hemen tökezler. Bu his rastlantı değildir. Arkasında hem bilişsel hem de dilbilimsel bir açıklama vardır.
Fransız anlatıbilimci Gérard Genette, Narrative Discourse (1980) adlı çalışmasında anlatı zamanını üç boyutta ele alır: sıra (order), süre (duration) ve sıklık (frequency). Genette’e göre bir anlatının tutarlı bir zaman yapısına sahip olması, okuyucunun hikâye içinde kendini konumlandırabilmesi için zorunludur. Zaman kipindeki tutarsızlık bu konumlanmayı doğrudan sekteye uğratır.
İngiliz Edebiyatı ve Kültürü Profesörü Monika Fludernik ise Towards a ‘Natural’ Narratology (1996) adlı eserinde anlatıyı bilişsel bir deneyim olarak tanımlar. Ona göre okuyucu, metni zihninde işlerken gündelik deneyimden edinilmiş zihinsel çerçevelere dayanır. Bu çerçevelerin en temellerinden biri de zaman çizelgesidir: Olay ne zaman oldu, ne kadar sürdü, şimdi mi geçmişte mi? Kip değişince bu şema bozulur ve okuyucu metne odaklanmak yerine bozukluğu tamir etmeye çalışır.
Beyin Metni Nasıl İşler?
Psikodilbilim araştırmaları da zaman kipinin okuma deneyimini doğrudan etkilediğini ortaya koyar. Zwaan, Langston ve Graesser’in 1995’te geliştirdiği müthiş Durum Modeli kuramı, okuyucunun bir metin işlerken beş boyutlu bir zihinsel model kurduğunu öne sürer: uzam, zaman, nedensellik, motivasyon ve karakter. Bu beş boyut arasında zaman en kırılgan olanıdır! Küçük bir kip kayması bile modelin zihinde yeniden inşa edilmesini gerektirir. Ve bu da bilişsel yükü artırır.
Başka bir deyişle, kip tutarsızlığı sadece dilbilgisi hatası değil, okuyucunun zihninde yarattığı ek yük nedeniyle anlama sürecini doğrudan zorlaştıran bir unsurdur! Ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz…
Şimdiki Zaman mı, Geçmiş Zaman mı?
Her iki kip de anlatı için uygundur tabii ancak her biri farklı etkiler yaratır.
Profesör David Herman, Story Logic (2002) adlı çalışmasında şimdiki zamanın anlatıda yakınlık ve aciliyet hissi yarattığını söyler. Şimdiki zaman okuyucu olayın tam içindeymiş gibi konumlandırır. Geçmiş zaman ise bir mesafe kurar. Anlatıcı olayın gerisindedir, tamamlanmış ya da tamamlanmakta olan bir süreci duyar.
İkisi de estetik açıdan tercih edilebilir. Aynı metinde dahi kullanılabilir. Asıl sorun, bir tercih yapılmadan ikisinin aynı metinde rastgele bir arada kullanılmasıdır.
Bilinçli Kip Değişikliği
Kip değişikliği mutlak bir yasak değil elbette. Pek çok yazın geleneğinde, flashback/geriye dönüş yapıları, iç sesin aktarılması ya da anlatı katmanları arasındaki geçişler bilinçli kip değişikliği gerektirir.
Önemli olan, bu değişikliğin kazara değil bilerek yapılmasıdır. Genette’in terminolojisiyle, anlatıcının odaklanma noktası değiştiğinde, bu değişikliğin okuyucuya “açık dilsel işaretlerle” bildirilmesi gerekir. “Yıllar önce…” gibi köprü ifadelerle elbette.
10 Yaş ve Üzeri İçin
Bu yaştaki çocuklara bu konuyu aktarırken iyi bir başlangıç noktası, zaman kipinin ne işe yaradığını anlatmaktan çok, somut olarak göstermektir.
Türkçede bir fiili çektiğimizde ona bir zaman damgası vururuz. “Koşuyor” eylemin tam da şu an olduğunu söyler. “Koştu” eylemin tamamlandığını. “Koşuyordu” eylemin geçmişte devam ettiğini anlatır. Bu küçük ekler aslında okuyucuya “nerede durduğumuzu” gösteren işaretlerdir. Şimdiki zaman okuyucuyu sahnenin tam içine koyar; her şey canlı, nefes nefese, tam şu an oluyormuş gibidir. Geçmiş zaman ise bir adım geriye çeker; olaylar tamamlanmıştır, tempo biraz daha sakindir. İkisi de tercih edilebilir elbette ama bir hikâyede hangisi seçildiyse zaman kipi de ona tutarlı olacak biçimde korunmalıdır.
Bunu hissettirmek için kip tutarsızlığı içeren kısa bir metin yüksek sesle okunabilir. Çocuklar tökezledikleri yeri kendileri bulurlar. “Neden burada takıldın?” sorusu sorulduğunda genellikle “bir şeyler uyumsuz geldi” derler – kuralı bilmeseler de hissederler. İşte bu his, dersin çıkış noktasıdır.
Buradan şu fikre ulaşmak kolaylaşır: kip seçmek, okuyucuya bir söz vermektir. “Bu hikâyeyi seninle şu an yaşıyorum” ya da “sana geçmişte olan bir şeyi anlatıyorum” sözü. Kip değişince o söz bozulur. Maalesef okuyucu sarsılır ve hikâyenin içinden çıkar. Bu da yazarın en istemediği şeydir. Bu yüzden yazmak kadar geri dönüp yüksek sesle okumak da önemlidir; o sarsıntıyı en hızlı fark ettiren yol budur.
Sınıfta Ne Yapabilirsiniz?
Zaman kipi farkındalığını geliştirmek için aşağıdaki alıştırma uygulanabilir:
Öğrencilere kip tutarsızlığı içeren kısa bir metin verilir. İlk aşamada metin yüksek sesle okunur ve öğrenciler “nerede tökezlediklerini” not ederler. İkinci aşamada metni yalnızca şimdiki kipte, ardından yalnızca geçmiş kipte yeniden yazarlar. Son aşamada iki versiyon karşılaştırılır: “Hangisi bu sahneye daha çok yakışıyor? Neden?“
Bu yaklaşım, dilbilgisi kuralını soyut bir ezber olarak değil; okuyucu deneyimiyle bağlantılı bir tercih olarak içselleştirmeye yardımcı olur. Yazarlık eğitiminde bu konunun kural olarak değil, okuyucu deneyimi üzerinden ele alınması hem daha kalıcı bir öğrenme sağlar hem de öğrencilerin yazıyı gerçek bir iletişim eylemi olarak görmelerine katkıda bulunur.
Kaynakça
- Fludernik, M. (1996). Towards a ‘Natural’ Narratology. Routledge.
- Genette, G. (1980). Narrative Discourse: An Essay in Method. Cornell University Press.
- Herman, D. (2002). Story Logic: Problems and Possibilities of Narrative. University of Nebraska Press.
- Zwaan, R. A., Langston, M. C., & Graesser, A. C. (1995). The construction of situation models in narrative comprehension: An event-indexing model. Psychological Science, 6(5), 292–297.






Bir Cevap Yazın