Yazma becerisi çocuklar için neden bu kadar önemli ?

Yazı becerisini geliştireceğim derken çocukları yazmaktan nefret ettiren bir sistem geliştirdik. Kompozisyon yazmak öğrencilik yıllarımın en büyük kâbuslarından biri olmuştur. Halbuki yazmak insanın sahip olabileceği en önemli becerilerden biridir.

  • Yazmak her şeyden öte çocukların zihinlerini düzenlemelerini ve sakinleştirmelerini sağlar: tüm çocuklar ifade etmekte zorlandıkları büyük duygularla doludurlar. Yazmak işte bu duygulara anlam vermelerini sağlar.
  • Yazmak eğlencelidir. Zevklidir. Zihni üretmeye alıştırdığımızda ortaya çıkan sonuçlar inanılmazdır.
  • Yazmak öz güveni geliştirir. Derslerimde verdiğim yazı çalışmalarını tamamlayan çocukların yüzlerindeki ifadeleri görseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Kendi kendine bir şiir yazmayı becermiş ve artık “şair” olmuş bir çocuğun gülümsemesi kadar parlak çok az şey vardır.
  • Yazmak çocukların yaratıcılığını geliştirir. Çocukların zihinleri büyülüdür ve dünyayı kendilerine has çok farklı bir açıdan görürler. Bu görüş yetisini desteklediğimiz an yaratıcı ve kendine özgü bağımsız bireyler ortaya çıkar.
  • Yazmak iletişim becerilerini geliştirir. Çünkü yazan çocuk sözlü olarak kendini ifade etmenin bir provasını yapmaktadır aslında. Bir topluluk karşısında konuşma yapacağınızı farz edin. Bu konuşmaya hazırlanırken önce düşüncelerimizi yazıya geçiririz ve prova yaparız. Süreç çocuklarda da bu şekilde işler. Yazmak onları hayata hazırlar aslında.

Çocuğunuz yazmak istemiyor olabilir. Bu noktada yaklaşım seveceği çalışmaları ona sunmak olmalı! Her çocuk şair olmak zorunda değildir. Her çocuk roman yazarı olmak zorunda değildir. Sadece basit bir liste yapmasını önermek, kim kiminle gibi eğlenceli oyunlar oynamak, toplu hikâye ağacı aktiviteleri, birlikte uydurma bir tarif yaratmak, onu günlük yazmaya teşvik etmek bile bir adımdır.

Bir de küçük bir püf noktası:

Çocuğunuz/öğrenciniz serbestçe yazdığında ve çalışmasını size gösterdiğinde yazısını, imla hatalarını, sayfa düzenini asla eleştirmeyin ve düzeltmesi için onu uyarmayın. Yazma eylemi sırasında zihinden akanlar bir okyanus, bir yağmur ormanı gibi özgür ve el değmemiş olmalıdır ki ortaya en yaratıcı fikirler çıksın.

Yazıyı düzeltmek her zaman ikinci plandadır. O yazarın içindeki yazarın değil, her şey bittikten sonra ortaya çıkan, yazarın içindeki editörün işidir.

Bir Cevap Yazın

silabakialkan.com sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin